Artık yeter! Her konuda güzel manzaralar görmek istiyoruz

Resim
İnsan sırf yazmış olmak için yazar mı? Yazar. Yazar; ama bu yazdıklarını paylaşmanın ne derece doğru olduğunu tartışmak gerekir. Öyle ya, kimsenin zamanını almaya hakkımız yok. Bunu bile bile yazıyorum. İstenirse her yazıdan ders veya ibret alınabilir diye de bir gerekçe uyduruyorum.
Güncel ötesi’ndeki yazılarım aşağı yukarı hep böyle; yani yazmış olmak için…
Klavye başına, hangi konuda ne yazacağımı da bilmeden geçiveriyorum. Önceki yazılarımı okuyan varsa bilir; okumayanlar için tekrar edelim. Bir ülke adını, veya bir kelimeyi Google’ye yazıveriyorum. Çıkanlardan, özellikle fotoğraflardan birini gözüme kestiriyorum ve de oyuna başlıyorum. Bu bir oyalanma; ama dünya da bir oyalanma. Önceki yazılarımda ilginç bilgiler de, tesadüfen dahi olsa sergiledik. Bakalım bugün?
Günümüz gündemini karartan ABD’yi yazmayacağım. Malta Adasını da Man adasını da yazmayacağım. Zaten gündemden kaçıyorum. Onları yazarsam büsbütün çamura saplanırız. Çamur yerine başka bir kelime yazacaktım; ama hak etmeler…

Sevencan'a açık mektup






                                                      Sevencan Kazım Memiç'in 
içimden gelerek kendisine bu açık mektubu yazıyorum. 
Açık mektuplar biraz yavan olur
Ama yavan olsa da mektup mektuptur.
Sabahattin Gencal


Değerli Sevencan,

Hatırlar mısın çook eskiden, klâsik mektuplaşmanın kesilmediği zamanlarda mektuplar yazardım size. Hem yazma isteğimi bastırmak, hem de senin gibi şair ve düşünürün fikrini almak için. Tabii, biraz da boşalmak ve ferahlamak için.

Yazmak ferahlatır; ama içindekileri tamamen boşaltabilirsen yeni umutlara, ilhamlara, esinlere ne derseniz deyin geleceğe dair duygu ve düşüncelere yer açılır. Hiç belli olmaz, belki de yenilenir insan.

Şimdi de yazarken yenilendiğimi hissediyorum.

Yenilendiğimi yerine gençleştiğimi demek isterdim. İki yıl önce yaşlandığımı hissettim. Blog dünyasında, gençler arasında olduğu gibi görünmek babında “Yaşlı Adam” Blogunu açtım:

Yaşlı Adam” blogunu 72. Takvim yaşıma girdiğim 28. Eylül’de hayırlı, uğurlu olması dileğiyle açıyorum. (1943’te doğdum)

        Hedef kütle, uzunluk kısalık, kompozisyon kuralları gibi biçimsel ilkelerimiz olmayacaktır; ama “Her şey insan için” amacını gözetme çabası içinde olacağız. İnsan yaşlı olsa bile, oyalanırken bile böyle bir çaba içinde olamaz mı?

        “Yaşlı Adam” blogunda yazarken ben oyalanıyorum. Allah ömür verir de gelecekte bu yazılarımı tekrar okursam ihtimal yine oyalanırım. 
        Saygı ve sevgilerimle...[i]

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 28. 09. 2014

Yorumlarda bir arkadaşımız:

“Sabahattin Bey, yaslandım deseniz de ben zaten inanmam zira devamlı üreten bir insansınız bu sizi her daim genç tutuyor. Allah size uzun ömürler sağlıklı bir hayat versin ki bizlerde bu nur yüzlü insanın yazılarını her daim takip edelim. Yeni blogunuz, yeni yaşınız hayırlı olsun. Saygılarımla efendim.” diye yazdı. Diğer yorumlar için de, benzer yorumlar diyebilirim. Bir arkadaşımız ise:

Yazdıklarınızı hem iyimser hem karamsar gibi gördüm. Karamsar olmayın. Mümkünse eğer sosyalleşmeye çalışın. Yani, başkalarının sorunlarına çare bulmaya çalışın Ülke sorunlarına da eğilin. İnanın yaşlılığın ne olduğu belki de aklınıza bile gelmeyecektir.. Tabii mümkünse bunları yapın, değilse kendinizi pek sıkmayın. Ayrıca yeni blogunuz ve doğum gününüz de kutlu olsun. Saygılar.”  Bu arkadaşla şahsen tanışıklığımız yok; ama gerçekten  keşfetti beni: Hem iyimserlik hem de kötümserlik çuvalını aynı anda taşıyorum. Bu da yoruyor insanı.  

Siz son yorumunuzda “Benim bildiğim SAGEN yorulmaz, yalnız da değildir. Ancak kimi dostlar " acaba" kuşkusu taşıyabilirler!..” diyorsunuz. Ben de aynısını söyledim kendi kendime.

Umutlu olmayı Goethe’den öğrenmiştim. Tuttum “Yaşlı Adam” Blogumun adını,  Dünden öğren, bugün için yaşa, yarın için umut et. (Anonim) alt başlığı ile Umut’a çevirdim. Sizin dediğiniz gibi: “Bizler umudunu mendile bağlayıp yorulmadan yürüyen Öğretmenleriz.” diyerek devam ettim. Ama eşimi kaybedince bitkin düştüm diğer bazı bloglarımı olduğu gibi Umut’un da perdelerini çektim. Bir ara Yeni Umut[ii] denemesi yaptım; ama nafile. Şimdi perdeleri çekilmiş bir oda da kendimle başbaşayım.

Yorumunda “… Umudum daha da güç kazandı.”deyişin beni de heyecanlandırdı.

Bu heyecanla yorumuna yorum yazmaya çalışıyorum:

“Bilirsin ki onuncu köyden ötesi de var.” Sözünü bu dünyanın Ahireti de var.” olarak yorumladım. Yarınlarda vebalden kurtarmak için çabalamaya karar verdim yine. Bu kararım umutlandırdı beni.

Neler hissettiğimi anlatamıyorum: Kararım umutlarımı, umutlarım kararımı güçlendiriyor.

Google’nin umut maddesinde gezindim biraz. Gündoğdu dedi ki bana:

Hiç umutlarından  umudunu kestiğin oldu mu senin? Kâğıttan bir gemiye yükleyip o ılık umutlarını yok oldun mu hiç derin denizlerde?
Bir umut deyip, oturuyorum bir kaldırım taşının kırık kenarına. Belki yine parlar o güneş diye geçiriyorum daralmış içimden. Umut benim ekmeğimdir diyorum.” (Cüneyt Gündoğdu)

Ekmeğimi yerken Koca Nazım Hikmet’in şu dizeleri düştü aklıma:

Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.”

Ya, Sevencan, o birkaç satıra ne kadar şeyler sıkıştırdın. Yazıyorum yazıyorum daha bir çoğunu açmaya sıra gelmiyor. 

“Benim bildiğim SAGEN yorulmaz, yalnız da değildir. Ancak kimi dostlar" acaba" kuşkusu taşıyabilirler!..” diye belirttiğiniz düşüncenizi bir kere daha irdeliyorum: Tam olarak ne demek istediğini bilmem ama ben bu konuda dost bildiklerimi denemiş bir insanım.

Bir zamanlar rahmetli Demirel “Arada kalan ezilir.” demişti. Şimdiki Cumhurbaşkanı “Bitaraf olan bertaraf olur.” demişti başbakanlığı yıllarında. İşte ben  o ezilenlerdenim, bertaraf olanlardanım…

Allah’a (c.c) şükürler olsun ki Müslümanım; bütün dostlar bilsin ki Atatürk’ün akılcı, laik, sosyal adaletçi, demokratik sistem anlayışı ve yasalarda yerini bulan Atatürk ilkelerine bağlı bir insanım. İşte onun için sağdakiler solcu, soldakiler de sağcı görüyor beni. 

Dahası var: Ben iyiye iyi kötüye kötü diyenlerdenim. Onun için bana şucu bucu diyenler de şaşırıyor. Büyük ölçüde, kovanım bunun için boş kaldı. 

Yalnız da kalsam, senin sözlerin bitireyim mektubumu:

“Sevgili Dost, son nefesimize dek güzellikleri isteyelim ve yayalım ülkemiz, sevgili çocuklarımız ve halkımız için.

Kalın sağlıcakla. Allah’a emanet.

Sabahattin Gencal,
Hamidiye- Çekmeköy- İstanbul, 24. 04. 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kelimeler

En yaşlı zeytin ağacı Hz. İsa ile yaşıt olabilir