Artık yeter! Her konuda güzel manzaralar görmek istiyoruz

Resim
İnsan sırf yazmış olmak için yazar mı? Yazar. Yazar; ama bu yazdıklarını paylaşmanın ne derece doğru olduğunu tartışmak gerekir. Öyle ya, kimsenin zamanını almaya hakkımız yok. Bunu bile bile yazıyorum. İstenirse her yazıdan ders veya ibret alınabilir diye de bir gerekçe uyduruyorum.
Güncel ötesi’ndeki yazılarım aşağı yukarı hep böyle; yani yazmış olmak için…
Klavye başına, hangi konuda ne yazacağımı da bilmeden geçiveriyorum. Önceki yazılarımı okuyan varsa bilir; okumayanlar için tekrar edelim. Bir ülke adını, veya bir kelimeyi Google’ye yazıveriyorum. Çıkanlardan, özellikle fotoğraflardan birini gözüme kestiriyorum ve de oyuna başlıyorum. Bu bir oyalanma; ama dünya da bir oyalanma. Önceki yazılarımda ilginç bilgiler de, tesadüfen dahi olsa sergiledik. Bakalım bugün?
Günümüz gündemini karartan ABD’yi yazmayacağım. Malta Adasını da Man adasını da yazmayacağım. Zaten gündemden kaçıyorum. Onları yazarsam büsbütün çamura saplanırız. Çamur yerine başka bir kelime yazacaktım; ama hak etmeler…

Keşfedilmeyi bekleyen bir batık






Bugün hafif gribal bir keyifsizlik yaşadığım için dışarı çıkamadım. Sanal dünyada olsun uzaklara gideyim istedim. “Çin Körfezi” yazdım Google ’ye ve görsellerden gözüme kestirdiğime tıkladım.
Yine uzak diyarlara gidemedim. Ama uzak tarihe, zamanın derinliklerine gidiverdim:

Hisarönü Körfezi'nde 4 Bin Yıllık Batık Keşfedildi
DOKUZ Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları Projesi kapsamında Muğla’nın Marmaris İlçesi Hisarönü Körfezi’nde yapılan araştırmalarda, yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait bir Tunç Çağı Batığı keşfedildi. Batığın, ülkemizdeki en eski batık olarak bilinen Antalya’nın Kaş İlçesi’ndeki Uluburun Batığı’ının bu unvanını elinden aldığı bildirildi. Kıyıdan yaklaşık 50 metre açıkta ve 25- 30 metre derinlikteki batığa ait kalıntılar arasında çok ender görülen amphora formunun yanı sıra, gaga ağızlı testiler ve değişik formlarda seramik kaplara da rastlandığı belirtildi.(16 Eylül 2014) [i]

Kendi kendimi anlayamıyorum. Niye Çin Körfezi yazmışım? Yazdım diyelim bunca fotoğraf arasında niye sualtı fotoğrafını seçmişim. Ben bırakın dalmayı yüzmeyi bile bilmem. Küçükken Trabzon’daki köyümüzün mesiresindeki derede boğulma tehlikesi geçirdikten sonra yüzmeyi öğrenemedim.
Bakın, bir vesile bulup yine çocukluğuma gittim.
Şimdi de belki de hiç alakası olmayan bir benzetme yapayım:
Ben de bir batık sayılırım: Keşfedilmeyi bekleyen bir batık. 
Bastıramadığım, bastırmaya bile değer bulmadığım yazılarımı gün yüzüne çıkarsak nasıl olur?
“Yüzümü geçmişe dönmeyeceğim”diyorum; ama geçmişten kurtulamıyorum.
Yarınlarda kurtulmak umuduyla…

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy-İstanbul, 06. 04. 2017 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kelimeler

En yaşlı zeytin ağacı Hz. İsa ile yaşıt olabilir