Artık yeter! Her konuda güzel manzaralar görmek istiyoruz

Resim
İnsan sırf yazmış olmak için yazar mı? Yazar. Yazar; ama bu yazdıklarını paylaşmanın ne derece doğru olduğunu tartışmak gerekir. Öyle ya, kimsenin zamanını almaya hakkımız yok. Bunu bile bile yazıyorum. İstenirse her yazıdan ders veya ibret alınabilir diye de bir gerekçe uyduruyorum.
Güncel ötesi’ndeki yazılarım aşağı yukarı hep böyle; yani yazmış olmak için…
Klavye başına, hangi konuda ne yazacağımı da bilmeden geçiveriyorum. Önceki yazılarımı okuyan varsa bilir; okumayanlar için tekrar edelim. Bir ülke adını, veya bir kelimeyi Google’ye yazıveriyorum. Çıkanlardan, özellikle fotoğraflardan birini gözüme kestiriyorum ve de oyuna başlıyorum. Bu bir oyalanma; ama dünya da bir oyalanma. Önceki yazılarımda ilginç bilgiler de, tesadüfen dahi olsa sergiledik. Bakalım bugün?
Günümüz gündemini karartan ABD’yi yazmayacağım. Malta Adasını da Man adasını da yazmayacağım. Zaten gündemden kaçıyorum. Onları yazarsam büsbütün çamura saplanırız. Çamur yerine başka bir kelime yazacaktım; ama hak etmeler…

Kendimin dışına çıkamıyorum



İnternet dünyasında da sıkılıyorum. Sıkıntımı hafifletmek, biraz olsun oyalanmak için bugün değişik bir yöntem denedim.
Bu yöntemi rahmetli kayın biraderim- ağabeyim Behram Gencal’dan öğrendim. Rahmetli, internette adeta gezerdi. Her ülkeye gider, gitmekle kalmaz ülkenin tarımından, endüstrisine kadar her şeyini merak ederdi. Boşuna bir çaba içinde miydi? Eğer oyalandıysa amaç gerçekleşmişti.
Ben malumatlarda boğulmak yerine değişik fotoğraflara bakmayı yeğledim. Gezmediğim görmediğim bir yerden bir fotoğraf bulup, fotoğrafa baka baka bir şeycikler yazmayı düşünmüştüm.
         Google’ye Asya dağları yazdım. Gelen görüntülerden gözümü okşayana tıkladım.
Yurt dışına çıkamamışım. Fotoğrafın bulunduğu sayfadaki açıklamada  İzmir ve Manisa illeri sınırları içindeki Yunt Dağlarında  kurulacak Obasya Projesinden söz edilmektedir:
“OBASYA Projesi geniş Avrasya Coğrafyasında yüzyılları kapsayan göçebe yaşamların günümüze dek uzanan ve giderek kaybolan doğayla uyumlu ve devingen zengin deneyimlerinin yeni malzemeler ve teknolojilerle 21. Yüzyıla uyarlanması ve yeniden yapılandırılmasıdır. Kampingde, keçe ve kıl çadırlar kullanılacak, bir obanın geleneksel düzeni ve günlük yaşamı içinde folklorik özellikleri korunmaya özen gösterilecektir.” [i]
Yazıyı okuyunca anladım ki yurt dışına çıkamadığım gibi kendimin dışına da çıkamamışım. Çocukluğum geldi aklıma Trabzon yaylalarında, mesirelerindeki günlerim. Demek ki o günleri arayan sadece ben değil mişim ki böyle bir proje kurmuşlar.
Ben tıkladığım fotoğraftan çok bu fotoğrafın içimde canlandırdıklarına bakıyorum. Slay değil bunlar, video değil, flim değil bayağı geçmişi yaşıyorum ben.
Aslında sık sık geçmişe giderek üzüntü yüklenmekten ve güncelin hayhuyunda yorulmaktan kurtulmak için güncelin ötesine, sanal âlemde olsun gitmeyi düşünüyordum.
Demek ki insan düşündüğünü gerçekleştiremiyor.
Kaçıncı kez yazdığımı da bilemiyorum. Kurallara, planlamaya çok bağlı biriydim. Bu demir parmaklıkları kırarak konu monu, anafikir baba fikir demeden gelişi güzel yazmak istiyorum; ama ne yazık ki saçmalamayı bile beceremiyorum.
Kendi projemi anlatmak dururken kısmette Obasya Projesi varmış.
Yazdıklarımı yok sayalım. Yayımladığım fotoğrafa bakarken neler hissettiğimi hissetmeye çalışalım yeter.
Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy-İstanbul, 05. 04. 2017



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kelimeler

En yaşlı zeytin ağacı Hz. İsa ile yaşıt olabilir