Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Artık yeter! Her konuda güzel manzaralar görmek istiyoruz

Resim
İnsan sırf yazmış olmak için yazar mı? Yazar. Yazar; ama bu yazdıklarını paylaşmanın ne derece doğru olduğunu tartışmak gerekir. Öyle ya, kimsenin zamanını almaya hakkımız yok. Bunu bile bile yazıyorum. İstenirse her yazıdan ders veya ibret alınabilir diye de bir gerekçe uyduruyorum.
Güncel ötesi’ndeki yazılarım aşağı yukarı hep böyle; yani yazmış olmak için…
Klavye başına, hangi konuda ne yazacağımı da bilmeden geçiveriyorum. Önceki yazılarımı okuyan varsa bilir; okumayanlar için tekrar edelim. Bir ülke adını, veya bir kelimeyi Google’ye yazıveriyorum. Çıkanlardan, özellikle fotoğraflardan birini gözüme kestiriyorum ve de oyuna başlıyorum. Bu bir oyalanma; ama dünya da bir oyalanma. Önceki yazılarımda ilginç bilgiler de, tesadüfen dahi olsa sergiledik. Bakalım bugün?
Günümüz gündemini karartan ABD’yi yazmayacağım. Malta Adasını da Man adasını da yazmayacağım. Zaten gündemden kaçıyorum. Onları yazarsam büsbütün çamura saplanırız. Çamur yerine başka bir kelime yazacaktım; ama hak etmeler…

Artık yeter! Her konuda güzel manzaralar görmek istiyoruz

Resim
İnsan sırf yazmış olmak için yazar mı? Yazar. Yazar; ama bu yazdıklarını paylaşmanın ne derece doğru olduğunu tartışmak gerekir. Öyle ya, kimsenin zamanını almaya hakkımız yok. Bunu bile bile yazıyorum. İstenirse her yazıdan ders veya ibret alınabilir diye de bir gerekçe uyduruyorum.
Güncel ötesi’ndeki yazılarım aşağı yukarı hep böyle; yani yazmış olmak için…
Klavye başına, hangi konuda ne yazacağımı da bilmeden geçiveriyorum. Önceki yazılarımı okuyan varsa bilir; okumayanlar için tekrar edelim. Bir ülke adını, veya bir kelimeyi Google’ye yazıveriyorum. Çıkanlardan, özellikle fotoğraflardan birini gözüme kestiriyorum ve de oyuna başlıyorum. Bu bir oyalanma; ama dünya da bir oyalanma. Önceki yazılarımda ilginç bilgiler de, tesadüfen dahi olsa sergiledik. Bakalım bugün?
Günümüz gündemini karartan ABD’yi yazmayacağım. Malta Adasını da Man adasını da yazmayacağım. Zaten gündemden kaçıyorum. Onları yazarsam büsbütün çamura saplanırız. Çamur yerine başka bir kelime yazacaktım; ama hak etmeler…

70'inde doğuran, ortalama 120 yıl yaşayan, kanser bilmeyen Hunza Türkleri...

Resim
70'inde doğuran ortalama 120 yıl yaşayan kanser bilmeyen Türkler Bu Türkler kansere yakalanmıyor 120 yıl yaşıyor sırrı ise…
Yukarıdaki satırlar dikkatinizi çekti mi?          Desenize, böyle bir giriş kimin dikkatini çekmez?
         Yukarıdaki satırlar benim yazdığımı düşünmüyorsunuz değil mi?
         Peş peşe soru cümlelerini sıralayıp sizi sabırsızlaştırdık mı?
         Merak etmeyin. Sabrın sonu selâmet derler ya… Şimdi yukarıdaki ilginç satırların devamı olan metinden alıntılar var sırada. Sırf sizlerin hatırı için yapıyorum bunu; yoksa önce gezimi anlatacaktım.
         Arada bir, geziye- tabii hayali geziye- çıktığımı biliyorsunuz. Bu günde gezdim… Aman aman gezin sende kalsın diyenler için kısa kesiyorum: Gezdim, gördüm, yazıyorum… Yanlış anlaşılmasın gezi izlenimlerimi ve gözlemleri değil; sadece ve sadece alıntıları:


Hunza Türkleri Hun Türklerinden geliyor. Pakistan ve Hindistan sınırında yaşayan bu insanların çok ilginç bir özelliği var.. Kadınlar 65-70 yaş arasında anne olabi…

İçimizin yeni bir enerji ile dolması dileğiyle

Resim
Bu son günlerde havalar çok sıcak; çok da nemli üstelik. Etkilenmeyen yok gibi. Büyük bir alçak basınç da var… Siyasi havalardaki sıcaklık da ölçülemeyecek kadar yüksek. Etkilenmeyen yok gibi. Büyük bir alçak baskı da var…
Meteoroloji verilerine göre yakında her yönden gelebilecek alçak basınç sonucu  fırtına bekleniyor. Rüzgâr, yağmur…  Siyasi analizcilere göre de her yönden gelebilecek alçak baskı sonucu fırtına bekleniyor. Sert rüzgârlar, seller oluşturacak yağmurlar…
Nedense böyle havalardan rahatsız oluyorum. Birçokları daha serin yerlere kaçıyorlar; ben evden dışarı çıkamıyorum. Televizyonla, internetle baş başayım. Bunlarla baş başa olmak dertlerimle baş başa olmaktan kötü.  Öyle haberler dolaşıyor ki, öyle tezgâhlar kuruluyor ki; öyle naneler yeniyor ki? Sormayın gitsin.  Ne kadar sıkıntı çektiği mi de sormayın gitsin.
Böyle havalarda kanatları güçlü kuşlar gibi olmak isterdim, özgür...  Bir de savcılar gibi rahat…
Bu son günlerde havalar çok sıcak, çok nemli de üstelik. Etkilen…

"Om mani padme hum:Mücevher içinizde. Nilüfer çiçeği bile çamurda yetişebiliyor!"

Resim
Yine canım sıkılıyor.
Yine karamsarlık kapladı beni. İstanbul'u saran kara bulutlar ortalığı sele boğarken içimdeki bulutlar bir “mısra” bile olamıyor.  
Yine tembelleştim:
Ne yürüyüş yapabiliyorum ne de televizyon seyredebiliyorum.
Fotoğraf albümlerimi karıştırmak yasak, anılara dalmak yasak…
Sıkıntımı kâğıda dökmem de yasak.
Bu yasakların adı otosansür.  Hem ölü rahatsız olurmuş hem ben. Allah’ın (c.c) gücüne de gider.
O halde, önceleri yaptığım gibi ne yazacağımı bilmeden, bilemeden oturuyorum klavyenin başına.
Bugün de internet dünyasında bir yere gitmeliyim. Hani geçen yazımda dediydim ya; Sabahattin Gencal Okuma Odası adlı bloğumu 123 ülkeden tıklamışlar. Bazı ülkelerden az tıklama gelmiş; işte, bunlardan birine gidiyorum. Şimdi istatistiğe bakıp o ülkenin adını açıklayacağım:
İşte, o ülkenin adı: Nepal
Eee, şimdi ne yapacağız?
Google’ye tıklayıp duracağız. Açılan sayfaları okuyacak ve bazı satırları yazımızın sonunda paylaşacağız.
“Buldum buldum.”desem yeridir.  Tesadüfen huzur ül…