70'inde doğuran, ortalama 120 yıl yaşayan, kanser bilmeyen Hunza Türkleri...

Resim
70'inde doğuran ortalama 120 yıl yaşayan kanser bilmeyen Türkler Bu Türkler kansere yakalanmıyor 120 yıl yaşıyor sırrı ise…
Yukarıdaki satırlar dikkatinizi çekti mi?          Desenize, böyle bir giriş kimin dikkatini çekmez?
         Yukarıdaki satırlar benim yazdığımı düşünmüyorsunuz değil mi?
         Peş peşe soru cümlelerini sıralayıp sizi sabırsızlaştırdık mı?
         Merak etmeyin. Sabrın sonu selâmet derler ya… Şimdi yukarıdaki ilginç satırların devamı olan metinden alıntılar var sırada. Sırf sizlerin hatırı için yapıyorum bunu; yoksa önce gezimi anlatacaktım.
         Arada bir, geziye- tabii hayali geziye- çıktığımı biliyorsunuz. Bu günde gezdim… Aman aman gezin sende kalsın diyenler için kısa kesiyorum: Gezdim, gördüm, yazıyorum… Yanlış anlaşılmasın gezi izlenimlerimi ve gözlemleri değil; sadece ve sadece alıntıları:


Hunza Türkleri Hun Türklerinden geliyor. Pakistan ve Hindistan sınırında yaşayan bu insanların çok ilginç bir özelliği var.. Kadınlar 65-70 yaş arasında anne olabi…

pembe bir gözlük




Yeğenim Süleyman Aydın, sağolsun ziyaretime geldi. Oğlum Fuat da buradaydı. Muhabbet ettik. Hal hatır sormanın ötesinde birçok konuda sohbet ettik.
Süleyman 38 yaşına giriyor. Rahmetli annesi kardeşim Leyla’nın doğumu sanki dün gibiydi. Seneler bazen çok çabuk geçiyor.
Anlaşılan geçmişi hatırlamadan edemeyeceğim. Geçmiş arkaplanım, arka görüntüm gibi.
Güncel ötesi başlığını kullanmam ne derece doğru oluyor bilmem ki? Ama olsun zaman içinde…
Benimkisi de bir nevi oyun. Öyle ya, oyun oynamıyorum. Bu kadar olsun…

Şimdi ne yazayım, ne yazayım? Avustralya yazsam?...

Google görüntülerinde birbirlerinden güzel, birbirlerinden ilginç fotoğraflar varken nedense karınca fotoğrafına tıkladım:

Avustralya'nın Queensland eyaletinde hızla çoğalan kırmızı ateş karıncalarının ülke geneli için tehlike oluşturduğu bildirildi.
Avustralya'daki ABC televizyonu tarafından yayımlanan, Ulusal Kırmızı Ateş Karıncalarını Yok Etme Programının raporuna göre, 2001'de Güney Amerika'dan gelen gemilerle ülkeye giren kırmızı ateş karıncaları, ülke için vahşi tavşanlar, dev kara kurbağaları ve tilkilerden daha fazla tehlike arz ediyor.[i]

Doğrusu karınca gibi çalışmak konusu aklıma geliyordu, karınca kolonileri, organizasyonları vb. birçok şeyi düşünerek sözde öğüt vermek istiyordum. Ama kırmızı karıncalarla karşılaşınca bu kez de emperyalistlerin beslediği, koloni halinde  yaşattığı ve yönlendirdiği terörist gruplar aklıma geldi.

Ülke genelinde tehlike olan teröristlerden kurtulmak için akıllı, uygulanabilir önlemler almanın zamanı geçmedi; ama geçmek üzeredir…

Ya, iş mi bu? Yeğenim gelmiş. Onunla muhabbetimizi yazacak, fotoğrafımızı paylaşacak yerde kırmızı karınca tehlikesinden söz ediyorum.

Kırmızı karıncaların üremesine, koloni haine gelmesine, yayılmasına sebep olanları kınıyorum.

Benim şansıma da ne demeli? Doğru dürüst bir resim bulamıyorum. Yoksa yaygın olan “İnsanlar görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar ve hissetmek istediğini hisseder.”sözü doğru mu?

Demek ki iyiyi, güzeli, doğruyu görmek için daha kırk fırın ekmek yemem gerekir. Bu kadar ekmeği tüketmek için vakit var mı? Allah bilir. Onun için profesyonel yardım almam gerek herhalde. En azından pembe bir gözlük alabilsem?

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy- İstanbul, 09. 04. 2017



Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kelimeler

En yaşlı zeytin ağacı Hz. İsa ile yaşıt olabilir